|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ankara'ya Ölüm Suyu!..TÜDEF Genel Başkanı Ali Çetin, ASKİ Genel Müdürlüğünün 10 yıldır su ve kanal işleriyle ilgili çalışmaları ikinci plana ittiğini ifade ederek, 'Kuruluş hilafına yollar ve köprülü kavşaklar yapmıştır' dedi.
Mevcut tablodan, 15 yıldır Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüten Melih Gökçek'i sorumlu tutan Çetin, "Sorumlu ne Tanrı, ne global ısınmadır. Sorumlunun kim olduğunu bulmak için DSİ tarafından yaptırılan Temmuz 1995 tarihli Master Plan raporuna ya da Ocak 2002 tarihli Ankara Su Temini Projesi Gerede Sistemi Revizyon Fizibilite Raporuna veya bizzat ASKİ tarafından Yüksek Projeye hazırlatılan rapora bakmak yeterlidir" dedi.
Kızılırmak projesinin geç devreye sokulmak istenmesinin temelinde nehre akıtılan kanalizasyon, tarım ilaçları ve sanayi atıkları olduğunu kaydeden Çetin, süreç içinde bunu arıtabilecek teknolojik gelişme ve altyapının olabileceğinin düşünüldüğünü bildirdi. Çetin, şu anda Türkiye'de bu arıtmayı yapabilecek ne bir tesis ne de teknoloji bulunmadığını vurguladı.
Raporlarda, 2027'de devreye sokulması düşünülen Kızılırmak Projesinin de 8 alternatifli olduğunu ve bunlar içinde en ekonomik ve en az kirliliği olan Kapulukaya-A projesinin öne çıktığını anlatan Çetin, "Halen Melih Gökçek tarafından inşasına başlanan proje, daha yoğun kirlilik içeriyor ve Kapulukaya-A alternatifine göre yüzde 27,5 daha pahalı" diye konuştu.
Gökçek'in, Kızılırmak suyunu "Kırıkkaleliler yıllardır içiyor. Bir tane ishal olan yok" şeklinde savunduğunu aktaran Çetin, "Zehirli Kızılırmak suyu Ankara'ya geldiğinde insanlar sadece ishal olmayacak, kanser riski, ölüm riski de artacak. O nedenle Gökçek zehirli suyu Kurt Boğazı-Çamlıdere suyu ile karıştırarak, yani zehri seyrelterek, yani ölümü uzun süreye yayarak çeşmelerimizden akıtacaktır" iddialarında bulundu.
Çetin, Kızılırmak suyu ile ilgili yürütülen mevcut projenin durdurulması için de dava açacaklarını belirtti. Çetin, iç hukukta alacakları sonuca göre "yaşam hakkına saldırı" gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine de başvurmayı düşündüklerini söyledi.
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||