Proje Hakkında Basında Proje Sizden Gelenler Tanıtım Filmi

Ana Sayfa

brandaf.jpg

SAHTE İLAÇLARLA, FAHİŞ FİYATLARLA TÜKETİCİ HEM SÖMÜRÜLÜYOR, HEM ÖLDÜRÜLÜYOR!

 

Dünyada enerji ve silah sektöründen sonra ekonomik  olarak üçüncü büyük, ilaç sektörüdür. 2006 yılı verilerine göre dünyada sağlık hizmetleri için harcanan toplam para 3,1 trilyon Dolardır. Bu tutarın 1,7 trilyon Dolarını ise tıbbi malzeme ve tıbbi cihazlar oluşturmaktadır. Tüm dünyada bu pazarı elinde tutan büyük firma sayısı sadece 20 civarındadır. Sektörün boyutları böylesine devasa iken sektör karını paylaşan firmaların sayısı iki elin parmakları kadardır. Bu pazarın yüzde 80’i hükümetler tarafından finanse edilmektedir. Ülkelerin çoğunda sosyal güvenlik kurumları ve bu kurumlarla ilişkili önleyici ve tedavi edici sağlık kuruluşları kamunun elindedir.

Bu durumda ilaç ve tıbbi cihaz alımının yüzde 80’i kamu kuruluşları aracılığıyla yapılmaktadır. Yani  para; sigortalıların, daha açık bir ifade ile tüketicilerin ceplerinden çıkmaktadır. Uluslar arası kuruluşların raporlarında belirtildiği gibi bu sektördeki yolsuzluklar daha çok yoksulları ve orta gelir düzeyine sahip tüketicileri etkilemektedir. Raporlar bu yolsuzlukta zenginlerin pek etkilemediğinin altını çizmektedir.

Bütün dünyada böylesine muazzam bir pazarın özelliklede kamu tarafından finanse edilmesi devasa boyutlardaki yolsuzlukların da yaşanmasının temel nedeni olmaktadır.

Bu konu tüketiciler açısından yaşamsal bir öneme sahiptir. Çünkü tüketiciler aslında ilaç tüketimlerinin, üretici firmaların devasa karları için biçimlendirildiğinin ve yönlendirildiğinin farkında değiller. İlaç firmalarının, satış ve reklam (promasyon) faaliyetlerinde, insan sağlığından önce karlılığı hedeflemeleri bu sektörün temsilcileri ile devletin sorumluluğu altındadır.

İlaçta Promosyon; üstü kapalı reklamlar, bedelsiz numuneler, tek tek doktorlara tanıtımla ve ürün yelpazesini sürekli geliştirmek yöntemleriyle yapılmaktadır. Ülkemizde ilaçta reklamın yasak olmasına rağmen üstü kapalı reklamlar yapılmaktadır. Hasta ve hastalık derneklerine sponsorluk yapmak, dergilerde ve gazetelerde isimsiz makaleler yayınlamak ilaç şirketlerinin organize ve finanse ettiği sürekli sağlık eğitimleri, hediyeler, konferanslar ilaç tanıtım elemanlarınca hastanelerde doktor ziyaretleri, bedelsiz testler, eczanelere dağıtılan ilaç reklam katalogları, bilgilendirme kampanyaları adı altında pazar payı genişletmeye çalışmaları, hastane odaları tefriş etmek, diğer reklam promosyon yöntemleridir.

Tüm bu yöntemler; bilgilendirme ve ilaç sektöründeki gelişmeleri anlatma maskesi altında yanlış ve amaçlı yönlendirmenin unsurlarıdır. İlaç firmalarının tıpkı diğer sektörlerdeki firmalar gibi yalnızca tek bir hedefleri vardır KAR daha çok ve sürekli KAR. Ancak ilaç firmaları karlılıklarını artırmak için tüketicilerin ilaç ihtiyaçlarını artırmayı hedeflemektedirler. Bu anlayış bir çok açıdan ahlaktan yoksundur. Çünkü hedef tüketicilerin ilaç ihtiyacını artırmaktır. Etik olmayan yönlendirme; İlaçlar hakkında yanlış veya yanıltıcı bilgi verilmesi, bilinçli olarak yan etkilerinin hasır altı edilmesi, doktorlara ilaç tercihlerini etkileyecek şekilde mali destek sağlanması, hastalık bilgilendirme kampanyalarını ilaç özendirme amaçlı düzenlenmesi yöntemleriyle yapmaktadırlar. Bu yöntemler, tüketicileri sonucu ölüme varabilecek şekilde bilinçsiz ilaç tüketimine itmektedir.

2007 Ocak ayında Ankara 11. Ağır Ceza mahkemesinde sonuçlanan bir davanın  ortaya çıkardığı gerçekler oldukça çarpıcıdır.  Türkiye’de sektör yabancı şirketler dahil 33 firmanın kontrolündedir. Soruşturma yalnızca 209 ilaç ve tıbbi malzeme için yapılmıştır. 2004 yılına kadar kamu hastanelerine satılan ilaçlardan,  ilaç bedelleri dışında “bilumum masraflar” adı altında yüzde 22’lik ek bir ücret alınmasının tüketicilere yıllık maliyeti 900 milyon Dolar olmuştur. Türkiye’de 6000 çeşit ilaç için yapılan yıllık harcama 7-8 milyar YTL’dir. Bu tutarın 3 milyar YTL’si sadece 9 kalem tıbbi malzeme tutarıdır ki  yüzde 80’i kamu tarafından satın alınmıştır. Bu kalemler daha çok teklif alma yöntemi ile satın alınmıştır. Mahkeme dosyasındaki tespitlere göre 1999 – 2001 yılları arasında komisyon adı altında aracı hastanelere ödenen tutar 13,5 milyon YTL’dir. Bu rakamlar sağlıkta devasa soygunun çarpıcı ipucu rakamlarıdır.

Sağlık sektöründe, gerek dünyada gerekse de daha fütursuzca soyulan ülkemizde soygunu kamu denetimi ve sektörün örgütlü mesleki kurumları önleyememektedir.

Örneğin; TTB  Etik Kurulu tarafından hazırlanan Tıp Meslek Etiği Kurallarının 15. maddesine göre, "Hekimler tıbbi endüstri kuruluşları ile hiçbir çıkar ilişkisi kuramazlar. Bilimsel araştırmalar ve eğitime yönelik ilişkiler ise, şeffaf ve kurumsal olmalıdır. Bu ilişkilerde TTB'nin hazırladığı "Hekim ve İlaç Tanıtım İlkeleri" geçerlidir" ilkesi mevcuttur. Ama bu ilkenin etkin bir biçimde hayata geçtiğini söylemek pek olası değildir.

Bu nedenle farklı bir yapılanmaya ihtiyaç vardır. TÜDEF sağlık sektöründe promosyonun yasaklanmasını talep etmektedir. İlaç tanıtımlarının, her tür kongre ve diğer bilimsel toplantıların sektördeki meslek örgütleri, kamu otoritesi ve  tüketici temsilcilerinin de yer aldığı güvenilir ve bağımsız bir kuruluş tarafından yapılması soygunu önleyecek bir mekanizmadır. Tüketicinin sağlığının, firmaların doymak bilmez kar hırslarının önüne geçmesi ancak bu yolla sağlanabilir. 2008 Yılı TÜDEF için Etik Olmayan ilaç promosyonu ile mücadele yılı olacaktır. Ancak bu mücadelenin başarılı olması için Sağlık örgütleri ile sıkı bir işbirliğinin olması “olmazsa olmaz” bir kuraldır.

 

HERKESE ÜCRETSİZ SAĞLIK HAKKI!

SAĞLIKTA SÖMÜRÜ, SOYGUN VE TALANA SON!

 

 

Saygılarımızla

Ali ÇETİN
Proje Koordinatörü
 



Bu web sitesi Avrupa Birliği'nin mali katkısı ile hazırlanmıştır. Bu sitenin içeriğinden sadece Tüketici Dernekleri Federasyonu sorumludur ve bu site içeriği harhangi bir şekilde Avrupa Birliği'nin görüş ve tutumunu yansıtmaz.




Design By Candeniz Creative Design Atelier